Yahudilik'te en önemli iman esasını, Allah'ın
varlığına ve birliğine olan inanç teşkil eder.(3) O'nun
birliği, yaratılmamışlığı, evvelinin ve sonunun
bulunmayışı, her şeyi bilişi, bütün varlıkların Yaratan'ı
oluşu vb.gibi Allah inancı vardır.
Daha çok günlük hayat ve ibadetlerde
belirginleşen Yahudi inancını detaylı olarak Tanah'da
bulmak mümkün değildir. Onlar için önemli olan Tevrat'ta
bildirilen şeriatın yaşamasıdır. İnançlarına göre
Tanrı'nın en sevgili milleti Yahudilerdir. Bunun en büyük
delili, Tanrı'nın İsrâiloğulları ile Musa'nın şahsında
Sina'daki ahitleşmesidir. İnançlarına göre Tanrı,
insanlığı aydınlatmak ve mutlu kılmak için
İsrailoğulları'nı seçmiş, "nebi"lerini görevlendirmiştir.
Bu konuda Musa'nın önemli bir yeri vardır. Çünkü Tevrat
O'na verilmiştir. Tanrı, evreni devamlı olarak idare
etmektedir. O'nun gücünün yetmeyeceği hiçbir iş yoktur.
Mesih'le kurulacak Tanrı'nın evrensel devletinde bütün
haksızlıklar ve zulümler ortadan kalkacaktır. Bu inanç
Yahudilerin ümit kaynağı olmuştur.
Yahudilik'te ahiret inancı tarihi bir gelişme
izlemiştir. Tevrat'ın bazı hükümlerinde ahiret inancına
dair işaretler bulunmaktadır. (4) Bazı Dinler
Tarihçilerine göre, yeniden dirilme ile ilgili metinler
günümüze kadar ulaşmadığı için Yahudiler bu tür inançları
İran'dan almışlardır.
Eski Yahudilik'te iyi, kötü, ölen bütün
insanlar "Şoel" adı verilen bir yere gidecekler, orada
kederli bir şekilde varlıklarını sürdürecekler, ruhları da
mezarda kalacaktır. Yahudilik'te ahiret inancı konusunda,
daha sonraki dönemlerde birtakım gelişmeler olmuş, yeniden
dirilme, ebedî hayat, yargılanma, cennet, cehennem vb.
inançlar ortaya çıkmıştır.(5) Yahudilik'teki cennet,
cehennem, hüküm günü vb. ilgili emirleri Talmud
açıklamıştır. Yahudilerin, Müslümanlık ve Hristiyanlık'ta
olduğu gibi belli başlı iman esaslarına kavuşmaları
filozof Rabbi Moşe ben Maymon (Maymonides (1135-1204)'le
mümkün olabilmiştir. O'nun meydana getirdiği günümüze
ulaşan inanç sistemi şudur;
1-Allah var olan her şeyi yaratmıştır.
2-Allah birdir.
3- Allah'ın bedeni yoktur, tasvir edilemez.
4- Allah'ın başlangıcı ve sonu yoktur
5- Yalnız Allah'a dua etmeliyiz.
6- Peygamberlerin bütün sözleri doğrudur.
7- Musa, bütün peygamberlerin en büyüğüdür.
8- Elimizdeki Tora, Allah tarafından Musa'ya
verilen ve günümüze kadar
değiştirilmeden gelen kitabın aynıdır.
9- Dinimiz ilâhî bir dindir.
10- Allah, insanların bütün hareket ve
düşüncelerini bilir.
11- Allah, emirlerine uyanları
mükâfatlandırır, uymayanları cezalandırır
. 12- Allah Mesih'i gönderecektir.
13- Ruhum ölümsüzdür. Allah dilediğinde
ölüleri diriltecektir.
Yahudiler ibadetlerini "sinagog"larda (Bet ha
Kneset) yaparlar (6) Sinagoglarda rulo halinde el yazması
Tevrat tomarlarının saklandığı, Aron ha-Kodes denilen,
Kudüs'e yönelik kutsal bir bölme vardır. Sinagoglarda Yedi
Kollu Şamdan (Menora) da bulunur. Bundan ayrı olarak Kral
Davud'un mührü kabul edilen iki üçgenden meydana gelmiş
Magen David denilen altı köşeli bir yıldız da vardır.
Yahudiler sinagoglarda
Tevrat'tan bazı parçaları sesli bir şeklide okurlar.
Tevrat rulolarının bohçalardan çıkarılarak haham
tarafından okunması, ibadetin en önemli anıdır. Yahudiler
sinagog dışında evlerde de ibadet ederler. Nitekim evlerde
giriş kapısının arkasında "Mezuza" denilen, rulo haline
getirilmiş Tevrat cümlelerinin yazılı olduğu mahfazalar
asılıdır. Eve giriş çıkışta Yahudiler bu mahfazaya
dokunarak parmaklarını öperler. İbadet, Kudüs'e yönelerek
yapılır. Başa takke, sırta cüppe alınır. Kadınlar ibadete
katılamaz, ancak başları örtülü olarak ibadeti
seyredebilirler.
Yahudi dininin esasını ilâhiler teşkil eder.
İbadet esnasında okudukları bazı klişeleşmiş dua ve
ilâhiler vardır. (7) Dua, dindar Yahudinin hayatında
önemli bir yer işgal eder. Yahudilikte ibadet günlük ve
haftalık olmak üzere ikiye ayrılır. Günlük ibadet sabah,
öğle ve akşam yapılır. Haftalık ibadet ise Cumartesi (Sabbat,
yevmu's-sebt) günü havra (sinagog)'da icra edilir.
Yahudiler sabah ayininde bir dua atkısı (Tallit)
alırlar. Sabah ayininde, sol pazu ile alna birer dua
kayışı bağlanır. Dualar ayakta, oturarak vücudu sallayarak
ve secdeye kapanmak suretiyle okunur. Geleneklerine bağlı
Yahudiler bu esnada özel bir elbisede giyerler. Toplu
dualar 13 yaşına girmiş en az 10 kişinin iştirakiyle
yapılır.
Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin
batmasıyla başlar, cumartesi akşamı sona erer. Bu ibadet
sinagogta yapılır. Bu maksatla cumartesi günü ateş yakmak,
çalışmak, taşıt kullanmak vb. yasaktır. (8)
Musevîlik'te Yahve ve Elohim adında iki
Tanrı'nın varlığından söz edilmekle beraber ağırlık
Yahve'dedir (9) Bu bakımdan menşeinde İsrail Dini, tek
Allah'a inanmaya değil, tek Allah'a ibadet etmeye
dayanıyordu. Yehova Musevîlerinin millî ve hâkim bir
Tanrısı'dır. İnsan da O'nun kulu durumundadır. İnançlarına
göre Yehova sadece İsrâiloğulların'a şefaat eden, kıskanç
bir Tanrı'dır. İsrâiloğulları yabancı bir ülkede de O'nun
tarafından korunacaktır. O, İbrahim, İshak ve Yakub'un
Tanrısı'dır.
Yahudilerin mukaddes kitapları iki ana başlık
altında incelenebilir:
1- Tanah,
2-Talmud,
Hristiyanların Eski Ahit adını verdikleri
Tanah da üç bölümden oluşur:
1-Tora, (Tevrat) 2- Neviim,
3- Ketuvim.
Çoğu zaman Yahudilerin mukaddes kitabının
tamamı "Tora" kelimesiyle ifade edilir. İbranice bir
kelime olan Tora, Arapça Tevrat'ın karşılığıdır.
Tevrat
"Kanun, şeriat, emir, ders, önder" vb. manalara gelir. Beş
bölümden oluşan Tevrat, Allah'ın 7704 kelimeyle Musa'ya
verdiği dinî esasları ihtiva eden kitap olarak kabul
edilir. Tevrat metninin orjinal dili İbrancadır. Bir
bakıma "Şeriat" diye de nitelendirilen Tevrat'ı meydana
getiren kitapların sayısı, Yahudilerce 24, Hıristiyanlarca
39'dur. Kitapların tertibi konusunda da her iki toplum
farklı görüşlere sahiptir.
Tevrat takriben bin yıl içerisinde meydana
gelmiştir. Ancak kitabın sınırlandırması M.S. 90 yılında
toplanan Yemnia Konsili'nde yapılmış ve bugünkü yazılar
seçilerek tesbit edilmiştir. Eski Ahit yanında hahamların
nesilden nesile naklettikleri rivayetler mecmuasına Talmud
denir. M.S. 150 yıllarında Yudas adında bir haham,
kendilerine kadar rivayetle gelen haberlerin,
kaybolmasından korkarak onları Mişna'da toplamıştır.
"Tekrar edilen şeriat" anlamına gelen Mişna, Tevrat'ın
tekrarı, şeriatın izahı ve tefsiri sayılır. Mişna'nın
anlaşılmasını kolaylaştırmak üzere O'na Yahudi alimlerince
haşeyeler ve şerhler yazılmıştır Bunlara Gemara denir.
İşte Talmud (10) da Mişna ve Gemara adı verilen eserlerin
toplamından teşekkül etmiştir. (11)
Yahudi Kutsal Kitabı konusuna son vermeden
Kabala’dan da söz etmeliyiz. Kabala, İbranca "gelenek
görenek" anlamına gelir. Yahudilerin harfçilik ve
sayıcılıkla karışık tasavvufî kâinat öğretisidir. Daha
açık bir ifade ile Kabala, Kutsal Kitap metinleri ile
sözlü gelenekler üzerine yapılan her tür yorumların genel
bir adıdır. Zannedildiği gibi bir kitap veya kitaplar
toplamı olmayan Kabala'yı "Kâinatın görünür kargaşasını
açıklamaya ve zıtlıklarını kolay anlaşılır bir kalıp
haline getirmeğe uğraşan bir doktrin" diye tanımlamak
mümkündür.
İkinci Tapınak Dönemi'nin sonuna (I. yüzyıl)
kadar uzanan Kabala, tam anlamıyla Yahudi gizeminin ortaya
çıktığı tarih olan XIII. yüzyıldan başlayarak özel bir
öğreti biçiminde gelişmiştir. (12) Bazı Dinler
Tarihçilerine göre Kabala'nın kökenleri eski gelenekte (Talmud
dönemi) aranmalıdır. Kabala'nın öğreti ve uygulamaları
ancak bir kılavuzun denetim ve önderliğinde mümkündür.
Kabala temelde her zaman sözlü geleneğe dayanmıştır.
Allah'ın Musa ve Adem'e indirdiği yazılı olmayan vahyin
gizli bilgisini taşıdığı iddiası bakımından da Kabala,
geleneklerle özdeşleşmiştir. (13)
Kabala XV. yüzyıl Avrupa’sında son derece
yaygınlaşmıştır. Kabala'nın genel doktrinini, kâinatın bir
bütün olduğu, belli bir nizama göre hareket ettiği,
kâinatta görülen her şeyin Tanrı'nın bir parçası olduğu,
insanın da, kâinatın ve dolayısıyla Tanrının bir parçası
olmak açısından küçük kâinat sayılması gerektiği vb.
özetlemek mümkündür.
Tüm dünyada sayıları 22.000.000 olmasına rağmen
Yahudiler; bir çok ülkede oluşturdukları güçlü lobileri
ile dünya ülkelerinin yönetimlerinde ve dünya ekonomisinde
büyük söz sahibidirler.
1948’ e kadar dünyada dağınık olarak yaşayan
Yahudiler Filistin’de İsrail Devleti’nin kurulmasıyla
kendilerine ait bir devlete aynı zamanda bir toplanma
merkezine sahip olmuşlardır. 1933 – 1945 yıllarında Alman
Nazileri tarafından soykırıma uğrayan Museviler, bugün
Filistinlilere karşı soykırım uygulamakla
suçlanmaktadırlar. İsrail Devleti’nin Arap ülkeleriyle
girdiği savaşlardan doğan sıkıntılar ve günümüzde
Filistinlilerin bağımsızlık hareketleri Yahudilerin
çözülemeyen sorunlarının başında gelmektedir.
Musevilerin en yoğun yaşadığı ülke İsrail’dir
( Ülke nüfusunun %84’ü ). İsrail’i ikinci sırada A.B.D
izlemektedir ( %3,4). Yahudiler bu iki ülkenin dışında
Etiyopya, Almanya, Avustralya, Kanada, Brezilya, Meksika
başta olmak üzere içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu dünya
nın bir çok ülkesine dağılmış vaziyette yaşamaktadırlar.