|
Ben Dünya'da Cinleri ve Melekleri her insan gorebilir Ayahuasca yöntemimle ulastigim “kendimden geçme” (vecd) durumunda, ruhumu göklere yükseltmek, yeraltina inmek ve oralarda dolasmak için bedenimden ruhumu ayirabilen bir “askinlik” (trans) ustasiyim. derin sezgilerim, genis düs güçlerim vardir. Ayahuasca yardimiyla özel bir ritüel yaparak kendimden geçerim, bütün gökleri, yeralti dünyasini gezer, ruhlarin yasayislarini görür, bütün gizli alemleri dolasirim. vecd sirasinda, Meleklerle, cinlerlerle, perilerle iliski kurarim. Böylece ruhlarla ve Allah'in sifatlariyla dogrudan ve somut iliskilere girerim, birçok ruhum vardir. bazi zamanlar hayvan biçimindede Aslan Ayi, Kurt, Geyik, Tavsan, çesitli kuslar, (özellikle kartal), baykus, karga suretinde görünebilirim.
Ayrica, büyük böcek, agaç, toprak, ates olarak da ortaya çikabilirim. gerektiginde bütün yardimci ruhlari dünyanin dört bucaginda bile olsalar çagirabilirim. Bu çagriyi Dualar esliyinde gerekirse davul veya tef çalarak yaparim. Tüm Ruhsal hastaliklari gideririm, Çocuklukdan kalmis blokadelerinizi yok ederim, Büyü ve benzer etkileri yok ederim, Kötü cinleri yok eder yakarim, çilginliklari, saralari yatistiririm, hastalara ilaç yaparim, Cinsel sorunlariniza çare bulurum., Özel korunma dualari yazarim, Meleklerle, Cinlerle. Perilerle sizleri temasa geçiririm
Benimle Ayahuasca yardimiyla özel bir ritüel yaparak Baska alemlere seyhat etmek kendinizden geçerek, bütün gökleri, yeralti dünyasini gezmek, ruhlarin yasayislarini görmek, bütün gizli alemleri dolasmak, Meleklerle, cinlerlerle, Perilerle iliski kurmak onlari görmek ve onlarla sohbet yapmak bilmediklerinizi ögrenmek istermisiniz?
sizden istediklerim
Cin cagırma
Mümin cinlerden
birisini davet edip onunla görüşmek için temiz ve
karanlık bir mahalde iki diz üzerine oturarak üç
defa Eûzü billâhi mineş şeytânir racîm dersin, sonra
yedi kez Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil
azîm dersin, sonra mümin cinlere seslenerek: Ey
Allah ve resûlünün emir ve yasaklarına itaat eden
mümin cinler! Hanginiz bana hayır üzerine yardım
ederseniz Allah da ona yardım etsin, der ve bunu da
üç kez tekrar eder, sonra ayağa kalkıp kıbleye
müteveccihen durarak yedi kez cin suresini (yani Kul
ûhiye'yi) okur, sonra sağ tarafa dönerek:
“RUH ÇAĞIRMA(!)-SPİRİTUALİZM İLE
‘’HÜDDAM İLMİ’’ ARASINDAKİ FARKI NEDİR?
Bütün bu ruh çağırma (!) dalaverelerinin
kökünde eskilerin "Hüddam ilmi", halkın da "CİN`cilik"
dediği mesele yatmaktadır.
Bilhassa eskilerin ve Anadolu halkının
yakından bildiği bu konu şöyledir:
Bazı tesbih veya duaların birer "HADİMİ" yâni
"hizmetlisi - görevlisi" vardır.
Eğer bir kişi oturup, o kelimeyi veya duayı
adedince okur, sonra da karşısına dikilen CİNden, o
an için korkmadan bir şey isteyebilirse, o şey
derhal olur!.
Veya o CİNin kendi emrine girmesini isterse, o
CİN artık onun hizmetkârı durumuna girer!. Bunun
için de bir çok formül vardır!.
Bu formülleri bünyesinde toplayan bir çok
kitaplar yazılmıştır eskiden ki, bunların içinde en
meşhuru; "KENZÜL HAVAS" ismiyle bilinenidir.
Bu kitabın içinde bir çok formüller vardır...
Ancak burada şunu da hatırlatalım ki, "HÜDDAM"cılık
ile "RUH ÇAĞIRMA(!)-SPİRİTUALİZM" arasında çok büyük
bir fark vardır.
İşte o fark da şudur:
Ruh çağırma(!)
veya spiritualizm denen oyunda CİNlerle temasa geçen kimseler, daima CİNLERİN elinde oyuncak
olurlar...
Aynen aslan eline düşmüş tavşan gibi; CİN de
onları istediği gibi elinde oynatır... Ve onlar bu
durumu asla fark edemezler.
"Hüddam"
ilminde ise, formül, diğer yan şartlarıyla birlikte
tam olarak uygulanabildiği zaman; insan, CİNni tam
anlamıyla pençeleri altına alır; ve ona bütün
istediklerini yaptırabilir. Hattâ, bir insanı bile,
bu yolla o CİNine öldürtebilir. Aksi halde, yâni
emre uymadığı zaman o CİN perişan olur.
Bu sebeple, bu ilmin kullanılmasında, insan
için öteki sisteme göre mutlak bir avantaj vardır.
İşte aradaki bu fark sebebiyle, eskilerin ve
günümüzde de sadece birkaç kişinin bildiği "Hüddam
ilmi", spiritualizmden kat be kat üstün durumdadır.
Çünkü, anlattığımız üzere, bu ilimde insan için
CİNni emri altına almak söz konusudur. "Spiritualizm"
diye veya "Ruh çağırma(!)" diye bilinen CİNlerle
bağlantı hâlinde ise, CİNni hiç bir şekilde, bir
bilgiyi vermek veya bir işi yaptırtmak için zorlamak
söz konusu değildir.
Ancak burada şu hususu da çok iyi bir şekilde
anlatmak gerekir;
Eğer bir kişi "Hüddam ilmi’’nin gereği olan
formüllerden birini yapmaya kalkar da; sonra
başlamışken, şu veya bu sebeple; meselâ formülü
uygularken yarıdan itibaren duyacağı seslerden veya
o sırada gözüne görünen acaip şekillerden korkarak
yarıda bırakırsa, işte o anda onun için felâket
başlar.
Onun, etkisi altına almaya çalıştığı CİN, o
anda onu rahatlıkla avlar ve bu kişi CİNi emrine
almaya çalışırken, CİN onu ele geçirmiş olur... Ki
bundan sonra, o kişi artık CİNnin emrine bağlıdır.
Böylece, Dimyata pirince gidilirken evdeki bulgurdan
da olunur.
Bu sebepledir ki, "Hüddam ilmi"ne dayanan bir
formülü, ya hiç yapmamalı, ya da başlanıldığı zaman,
ne pahasına olursa olsun sonuna kadar yapmalıdır.
Nitekim bu formülün tam olarak yapılmaması
için o CİN, bir takım gürültüler oluşturur veya
sesler çıkartır, âdeta içinde bulunulan evi veya
katı yıkılıyormuşçasına gürültülerle sarsabilir;
akla hayâle gelmeyecek korkunç şekillerde göze
görünebilir!. İşte bütün bunlar olmasına rağmen,
kişinin bütün soğukkanlılığıyla elindeki formulü
bitirmeye çalışması îcabeder.
Nitekim, "fazla tesbih çekmekten deli oldu", diye
halk arasında anılan hal de bu esasa dayanır.
Bir kişinin yönlendiricisi olmaksızın ve formülü
bilmeden rastgele tesbih çekmesi, ister istemez bir
şifreyi meydana getirir ki, bu durumda, o anda
şifreyle bağlantılı olan CİN otomatik olarak
harekete geçip, o kişiyi hükmü altına alır... Ve o
kimsenin bu durumdan haberi yoktur!. Ve o CİNi
kontrol altına alabilecek güce de sahip değildir.
Artık ister istemez o CİNle iletişimleri başlamış
olur.
Bu ilişkinin başlaması da bazen kulağına, bazen
da içine gelen seslerle olur... Kezâ bundan önce de
burun yoluyla kokular tesbit eder bazen... Ve
sonunda CİNleri çeşitli şekil ve kıyafetlerde
görmeye başlar bu yolunda devam ederse...
Bu gibi kişler, duydukları sesleri veya aldıkları
kokuları ya da gördükleri şeyleri bu konuyu bilmeyen
kişiler içinde açarlarsa, derhal "aklını kaçırdı",
"oynattı" diye nitelendirirler ve hastaneye
kaldırılırlar. Oysa tıp henüz bu konuda âcizdir.
Elektro-şokla tedavi etmek ister fakat bunu da
başaramaz!.
Bu gibi kişiler,
artık halk arasında
"meczup"
"zararsız deli" tâbirlerine muhatap
olarak hayatlarına devam ederler.
Bu gibi kişiler eğer içine düştükleri duruma
rağmen, bu sahada yetkili bir şahsın eline
geçerlerse, o halden kurtulmaları yollarının
düzeltilmesi ve o yolda ilerlemeleri mümkündür.
Aksi halde ömür boyu bu durumdan
kurtulamazlar... Artık onlar "deli" olmuşlardır.
İlk yüzyıllardan beri, en ilkel topluluklardan
itibaren yeryüzünde görülen bir meslek ve iş vardır;
Bu mesleğe "BÜYÜCÜLÜK", yapılan işe de "BÜYÜ"
denir.
Bu işten gaye, bir insanı etki altına alıp,
ona istemediği bir şeyi zorla yaptırmak ve bazen da
hastaların iyi olmasını temine çalışmaktır.
BÜTÜN DİNLER, BÜYÜYÜ
İNSANA “HARAM” KILMIŞLARDIR!
Büyü; özü “ALLAH”a dayanan bütün dinleri tebliğ
eden Allah Rasûlü’nce yasaklanmıştır.
Bütün dinler, büyüyü insana "Haram" kılmışlardır.
Kezâ İslâm Dini de
büyüyü "haram" kılmış ve
büyü yapan ve yaptıranların İslâm Dini’nden çıkmış
olacaklarını açıklamıştır.
Büyü ve sihrin yeryüzünde en yaygın olduğu
devir, Musa (Aleyhisselâm) Nebi’nin devridir.
Nitekim o devrin geçer akçesi de "Büyü ve sihir"
olması sebebiyle Musa Nebi bu sahadaki mûcizelerle
yeryüzünde vazife yapmıştır.
İslâm’a göre fal baktırmanın, büyü yaptırmanın yeri
de Din’de yoktur. Bu önemli bir suçtur. Büyük
vebaldir!. Büyük günahlardandır!.
Maalesef günümüzde, pek çok kişi CİNlerle
ilişkide olan ve bu yüzden kendini evliya sanan
sahte mürşidlerin peşinden koşarak çok kıymetli
ömürlerini boşa geçirmektedirler.
BÜYÜ, NİÇİN YASAKLANMIŞTIR?
Büyü`nün
özü, kökü. CİN`lere
dayanmaktadır
Büyü`nün özü, kökü, CİN`lere dayanmaktadır.
Bütün mukaddes kitapların, önceki "sahife"ler
de dahil olmak üzere Tevrat, Zebur, İncil ve Kur`ân
her bir âyetinin, her bir kelimesinin 8 hizmetlisi
yâni "hadimi" vardır.
Yâni, her devirde nâzil olmuş bulunan mukaddes
kitapların orijinalini meydana getiren kelimelerin
her birine 8 hadim-hizmetli-vazifeli kılınmıştır...
Bunların 4`ü ulvî yâni "melek" cinsinden; 4`ü de
suflî yâni "CİN" cinsindendir.
Bu kelimelerin "ebced ilmi" denilen bir ilmin
verdiği hesaplara göre çeşitli rakamlarla
tekrarlanışı; ya da o âyetlerin tersinden okunuşu, o
kelimelerin vazifeli CİNini harekete geçirerek,
sevkedildiği kişiler üzerinde tesirlerini icra
ederler.
İşte, "BÜYÜ" denilen olay, bir kelime veya
cümlenin belirli sayıda ve bazı yan çalışmalarla da
desteklenerek okunmasıyla meydana gelen tesirlerdir.
BÜYÜNÜN BOZULMASI İÇİN
YAPILMASI GEREKEN NEDİR?
"BÜYÜ"nün
bozulması için de önereceğimiz en güçlü karşı tesir,
daha önceki sayfalarda vermiş olduğumuz "CİN korunma
duası"dır;
“Rabbî innîy messeniyeş şeytânu binusbin azâb;
Rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîni ve eûzu bike
en yahdurun. Ve hıfzan min külli şeytânin marid.”
(Sad:41- Mü’minun: 97-98-Saffat:7)
Bu duayı üç-beş veya daha fazla kişi büyü
yapılmış kişinin evinde bir araya gelerek 300 veya
500`er kere okuyabilirler.
Bunu üç gün arka arkaya yaparlarsa daha da
tesirli olur. Bu dua sırasında büyü yapılmış kişinin
de bu duayı okuması gereklidir.
Ayrıca bir kişinin sağ elini o büyü yapılmış
kişinin başına koyarak okumasında çok fayda olur.
Bu arada ortaya bir kab içinde su konur ve
okunan dualar bu suya üflenerek daha sonra bu kişiye
peyderpey içirilirse daha da tesirli olur.
Büyü yapılmış kişide ya da evinde muska
bulunursa, bunu aside veya limon suyuna veya sirkeye
atarak eritmek en geçerli yoldur.
Büyünün tesirli olması için büyücüler günün o
saatinin ne saati olduğuna da bakarlar... Meselâ
"Venüs saati" veya "Mars saati" gibi... Saatler
konusunda geniş bilgi "İNSAN ve SIRLARI" kitabında
mevcuttur.
İşte insan bir kelimeyi ve kelime grubunu
devamlı olarak okuduğu zaman, yaydığı bu
elektromanyetik dalgalar sanki bir şifre şekline
sokmaktadır ki; bununla da o şifre ile en yakın
yapıdaki bir CİN ile iletişim kurmuş olmaktadır.
İşte bu iletişim neticesinde o şifre
durumundaki elektromanyetik dalgalar, kendisine en
yakın yapıdaki CİNE etki etmekte ve iyi
düzenlenebildiği zaman, onu istenilen şeyi yapmaya
zorunlu kılmaktadır.
Eskilerin deyimiyle, kişi bu duaya devam eder
de, buna rağmen CİN o emri yerine getirmezse, o
takdirde CİN yanmaktadır!.
Şimdi de bu sözün mânâsını açıklayalım:
Evet insanın özelliği olan bir kelime veya
kelime grubuna belirli oranda devam etmesi sonunda,
beyin aracılığıyla yaymış olduğu elektromanyetik
dalgalar, o dalga boyuna uygun yapıdaki CİNNİ
istenilen şeyi yapmaya zorunlu bırakıyor; yapmaması
hâlinde ise, o kişinin o duaya veya kelime grubuna
devamı hâlinde yaymış olduğu elektromanyetik güç;
yapısı önce de anlattığımız gibi bazı ışınlardan
yapılmış olan CİNnin tahribine yâni kaba bir tâbirle
yanmasına yol açmaktadır.
Kuvvetli bir radyo
istasyonunun yaptığı yayın, zayıf bir radyo
istasyonunun yayınını bozuyorsa; insanın korunma
amaçlı yaptığı zikir ve dualarda da, onun beyninden
yayılan dalgalar cinlerin yapısına zarar vermekte ve
onları uzaklaşmak zorunda bırakmaktadır.
Uzaklaşmadıkları takdirde bu beyin dalgaları onların
ölümüne dahi yolaçmaktadır; ki bu olay "cinleri
yakma" olarak tanımlanmaktadır.
Bu sebeple CİNler, belirli bir çalışmaya devam
ederek kendisini yakıcı elektromanyetik dalgalar
yayabilecek güçteki kimselerin emri altına girmek
zorunda kalmakta; ister istemez "BÜYÜ" dediğimiz,
onların emirlerini yerine getirme işine tâbi
olmaktadırlar!. Not: “İnsan Beyninin ürettiği elektromanyetik dalgalar” konusunda açıklama için “BEYİN” bölümüne bakınız
Bu iki sûre BÜYÜ’ye, sihre, manyetizmaya ve
kişinin iradesini zorlayan dış etkenlere karşı en
önemli silâhlardan biridir.
Efendimiz’e
yapılan büyüye karşı Cenâb-ı Hak tarafından nâzil
olmuş iki sûredir.
Her gün kırk bir defa, veya her namazdan sonra
yedi defa okunmasında çok büyük fayda vardır.
Hemen herkesin bildiği "KUL EÛZÜ"ler
hakkındaki Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve
sellem’in bazı tavsiyelerini de sizlere duyurmadan
geçemeyeceğim.
Ukbe
b. Amir radı’yallahu anh naklediyor:
-Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
-Bu gece inzâl olan, benzerleri hiç görülmemiş
bir kısım âyetleri biliyor musun?.. Onlar, “Kul eûzü
birabbil felâk” ve “Kul eûzü birabbin nas”
sûreleridir.’
-Okunan en hayırlı iki sûreyi sana öğreteyim
mi; bunlar “Kul eûzü birabbil felâk” ve “Kul eûzü
birabbin nas”tır.’
Bunun haricinde, cinnî etki altında olanların,
büyü yapılmış olanların, Âyet’el Kürsî ile beraber
41 defa bu sûreyi okuyup, ayrıca bu okuma sırasında,
nefesi suya üfleyip içmenin bir hayli faydalı olduğu
da çeşitli kaynaklardan bize ulaşmıştır. Ayrıca, bu
tür rahatsızlıkları olanlara, topluca bu âyetlerin
41 defa okunmasının da çok yararlı olacağı
belirtilmiştir.
Okunuşu:
Kul, eûzü birabbil felâk, min şerri ma halak, ve
min şerri gâsikin izâ vakab, ve min şerri neffassâti
fil ukad, ve min şerri hâsidin izâ hased.
Okunuşu:
Kul, eûzü birabbin nâs, melikin nâs, ilâhin nâs,
min şerril vesvasil hannas, elleziy yuvesvısu fiy
sudûrin nâs, minel cinneti ven nâs.
Anlamı:
De ki: Sığınırım
bütün insanların rabbine, bütün insanların melîkine
ve bütün insanların ilâhına; o sinsi vesvese verenin
şerrinden ki, vesvese verir insanların içine kimi
cinden kimi insten!
Okunuşu:
Allahû lâ ilâhe illâ hû, elhayyul kayyum, lâ
te’huzûhu sinetün velâ nevm, lehu mâ fiys semâvâti
ve mâ fiylard, men zelleziy yeşfeu indehu illâ
biiznih, yâ’lemu ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm,
velâ yuhıytûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şa’,
vesiâ kürsiyyühüs semâvâti vel arda, velâ yeuduhu
hıfzuhuma, ve huvel âliyyül azıym.’
ALLAH ki, Tanrı yoktur ancak O vardır, diridir ve kendi kendine kâimdir; ne uyuklaması ne de uyuması sözkonusudur; yerde ve göklerde ne varsa O’nun içindir; O’nun katında kim şefaat edebilir ki izni olmaksızın; bilir önlerinde ve arkalarında olanların hepsini; izni olmadan ilminden bir şeyi kapsamak mümkün değildir; kürsüsü, semâları ve yeri içine almıştır; koruması dışında bir şey kalamaz; yüce ve azâmet sahibidir Medyum ALEYNA Daha Detaylı Bilgi İcin Lütfen Msn Ekleyiniz
|
|---|
|
|
|---|
|
|
|---|